Ana içeriğe atla

Neydik, Ne Olacaklar?


  Cumartesi gecesi uzun zamandır ilk defa televizyonda izlemeye değer bir programa rast geldim. CNN'de Deniz Bayramoğlu'nun Gündem Özel programında birbirinden güzel konuklarla çocuklar, öğretmenler, anne-babalar, eğitim, teknoloji, beslenme üzerine pek çok şey konuşuldu. Böyle oturumlara denk geldiğimde üniversitede geçirdiğim 4 yılı (+2 de yüksek lisans diyelim) hatırlarım hep, 3 saat boyunca pür dikkat izlenilen bu programda neler yoktu ki... Aldığımız tüm pedagoji derslerinin özeti gibiydi adeta; örnekler yerinde ve can alıcı, yaşamla iç içe, esprilerle bezeli akıcı üslup da cabası. İyi geliyor böyleleri insana.

  Zaman değişiyor... Değişimin böylesine hızlı oluşu zaman zaman hangimizi korkutmuyor ki... Dört bir yanımızı saran sosyal ağlarla yaşamak bizi de değiştiriyor ve evrimleşiyorsak ya da tüm bu sanal dünyadan yalıtıyorsak kendimizi; ikisi de kendi tercihimiz nihayetinde. Hangisi doğru bilmiyorum ama benim de bu değişimle ilgili ciddi çekincelerim ve soru işaretlerim var. 

  Leyla'nın yaşamımıza katılmak üzere yola çıktığını öğrendiğimizden beri, Kadir'le bundan sonraki yaşamımızın nasıl olması ile ilgili sohbetlerimiz oluyor(-du):
-Çocukluğunu yaşamasını sağlayalım; istediğinde sokakta oynabilsin, çamura buladığı elleriyle ona şekil versin, bırakalım karda düşsün, eğer arkadaşlarıyla oynarken haksızlığa uğradıysa da hakkını aramayı öğrensin, kendini savunabilsin...
-Akıllı telefonlarımızı bir kenara bırakalım, hatta kurtulabiliyorsak kurtulalım; Leyla tüm bu "akıllı" cihazlarla mümkün olduğunca geç tanışsın...
-Oyuncaklarını satın almaktansa biz yapmaya çalışalım hatta kendisinin de yapabilmesini sağlayalım, tüketim değil üretim mutlu etsin onu; yine bu felsefeden hareketle uğrak yerlerimiz alışveriş merkezleri değil dağlar, bayırlar, tepeler, parklar, bahçeler, kumsallar olsun.
-Bilim,sanat ve en önemlisi insan dostu olsun.
...

  Çoğu şeyin "online" olarak yapıldığı şimdilerde biz listeye eklediğimiz maddelerin ne kadarını Leyla'nın hayatına katacağız bilmiyorum; varsayalım ki hepsini tamamladık peki onun zamanı yakalayabilmesi durumu ne olacak,...

  Bir geçiş dönemi belki de yaşadığımız yıllar; zaman ve teknoloji akıl almaz hızla ilerliyor...
  
  Bir sabah uyanmışız...
 (yazının bundan sonraki kısmı okuyucunun hayal gücüne devredilmiştir:)



Meraklısına programın linki:http://www.cnnturk.com/tv-cnn-turk/programlar/gundem-ozel/yeni-nesil-genclik-gundem-ozelde-konusuldu

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Anası Turp, Babası Şalgam, Sen İçinde Gülbeşeker!

15. aydan bildiriyorum; çok acayip büyüyorlar!

  Leyla artık bizi bizle anlatıyor; birebir yaptığımız her şeyi yeri ve zamanı geldiğinde cuk diye oturtuyor. Bu kararlı ve emin tavrı zaman zaman düşündürse de beni, içimden hep cabbar olmasını diliyorum; yalan yok! Cabbarlık ve cadalozluk arasındaki o ince çizginin sıkı gözlemcisiyim; fırsatını bulduğunda çizginin her iki tarafında da seyredebiliyoruz kendisini çünkü. Gerçi bu yalnız anne ve baba olarak bizim fikrimiz. Leyla'nın bizden uzakta vakit geçirdiği anneannesi, babaannesi, dedesi, halası, teyzesi vs. hiç de hemfikir değiller bizimle; sakin, ılımlı, yumuşacık bir poğaçaymış onların yanında...

  Onunla ilk göz göze geldiğimiz andan bugüne kalbi ve zihninde yerleştirdiği her şey; gülüşünden, bakışından, sarılışından, ellerini boşlukta savuruşundan, bir yerlerden çıkıyor karşımıza. Hemen hepsinde yeniden kendime dönüp, içimde sessiz bir yolculuğa çıkıyorum.

  Leyla'nın ilk dediği sözcüklerden biri (ve belki de en çok kullan…

Sürpriz Bebek!

Ne zaman ki çocukluğumdan, geçmiş yıllardan kalan "bazı" anılarımı yazmaya, konuşmaya ya da herhangi bir şekilde paylaşmaya çalışıyorum; anlıyorum ki içimde açtığı yara iyileşiyor, atıyor kendini... Bu yazı, işte tam da öyle bir yazı...
Çocukluk yıllarımda eksikliğini hissettiğim hiçbir şey olmadı desem doğru söylemiş olurum. Bu "çok" şeye sahip olduğumuz için değildi aslında; buradaki "çok"tan ne anladığımız ile ilgili belki de... Orta gelirli, her yıl "Ocak" ayında tüm kredi borçlarının kapanacağı müjdelenen ve fakat evdeki hesapların çarşıya uymayıp bir sonraki ocak ayını iple çeken; insanların gülmek, biraz olsun kafa dağıtmak için uğradığı, nasıl olur da her şeye bu kadar iyimser yaklaştığımız anlaşılamayan bir aileydik. Düzeltiyorum; "çok" şeye sahiptik. Bugün dolu dolu gözlerle bize (Zeynep ve bana)  bakan, gördüklerinde sımsıkı sarılan, bize ne kadar şanslı olduğumuzu hatırlatan birileri varsa bu canım babam ve annemin yaşamda…

ODTÜ Günlükleri 1

Çocuklu hayat her ne kadar her şeye yetişebilme gücünü verse de insana, sürekli yenilenen "Yapacaklar Listesi" hep kabarık... :) Bu akışa alıştığımı hissediyorum artık. Evet, sanırım daha az uykuyla idare edebilirim.    3 gün süren ODTÜ Dönem Arası Seminerleri'ne fırsat varken gidememek olmazdı. Annem, Leyla ve ben beraberce bu işin üstesinden gelebilirdik. Çocukların özellikle bebeklerin yetişkinlere göre adaptasyonunun çok daha kolay olduğunu, Leyla doğdu doğalı deneyimliyorum. Leyla'ya kolaylıkla iletebildiğim olumlu düşüncelerimi ceplerime doldurarak merhaba ANKARA!   Ankara'nın şaşırtan Şubat havası; tatlı esintisi ve güneşle beraber karşıladı bizi. İlk adımda gelip bulmuştu bizi, tebdil-i mekandaki ferahlık ...    Lisede üniversite gezilerimiz sırasında gelmiştik ODTÜ'ye fakat kampüsünün bu denli büyük olduğunu o zaman fark edememişim! Seminerlerin olduğu İİBF'ye girer girmez çok güzel karşılandık; Leyla'nın bunda etkisi var mı bilmiyorum :) …